9 Şubat 2012 Perşembe

İyi mi Oldu Kötü mü Bilemedim

            Danışmanımla yaptığım görüşmeler sonucu beni “rahatlatan” bir gelişme oldu. Tezimin ilk bölümünü “cuma vermek zorunda” değilmişim. Böylelikle kendimi biraz daha yaydım.
            Yine de cumaya kadar belirli bir kısmı bitirmiş olmam gerek; çünkü danışmanımla görüşme var ve cuma vermeyeceğim o ilk bölümü pazartesi ya da salı vermeliyim. Ben demiyorum, onu da danışman dedi.
            Bu süre uzadı iyi oldu, kafam rahat; ancak 2. bölümün süresinden yiyorum bu ayrı. 3-4 günlük stresi de 1 haftaya yaydım o daha da ayrı.
            En çok neye sevindim; yeni çalışmaya başladığım “esnek” danışmanıma… Umarım son güne kadar telefondaki son konuşmamız kadar esnek olur kendisi…

6 Şubat 2012 Pazartesi

Tezim için Sponsor Arıyorum

            Çok şey mi istiyorum? İsteyenin bir yüzü…
            Sponsor derken kırtasiye masraflarını kastetmiyorum. Gerçi o da olsa iyi olur. Hala bir yazıcım yok mesela. Elektronik marketlerdeki indirimleri takip etmekten helak oldum. Daha bunun fotokopisi var çıktısı var. Tezi yarılasam çıktıya doyarım.
            Yazıcıdan öte sürekli yiyip içiyorum. Özelikle kahve… Bir Starbucks bir Kahve Dünyası artık sesimi duysun istiyorum. Starbucks geceleri çalışırken aniden kapımı çalsa… Kahvemi alsam masamın başına geçsem, sabahtan Kahve Dünyası’nın göndermiş olduğu çikolata kutusunu açsam… Tezimi yazarken daha verimli, dönem sonunda da daha başarılı olmaz mıyım?
            Bunun dışında Jelibon ve Haribo’dan da beklentim var. Çok bir şey değil, her üründen birer paketlik bir koli yapsalar tezimi bitirene kadar yeter. Zaten tatlıyla çok arası olan biri de değilim.  
            Ben isteklerimi yazdım. Şu “ağlar” içinde su misali, dileğimi atmışım da belki olur, diye,  bekliyorum…

4 Şubat 2012 Cumartesi

Kara Kışın Tezime Etkisi!

           Kara kışın tezime doğrudan etkisi benim üşümekten kendimi eve kapatmamdan başka bir şey değildir. Eve kapanmakla kalmadım, salona taşındım. Annem, babam, kardeşim ve sesi sonuna kadar açılmış televizyonla birlikte tezimi yazmaya çalıştım. Pek beceremedim; ama olsun, en azından üşümedim. Üşümemiş olmam ileriki günlerde hasta olup yatmamı, tezimden uzak kalmamı engelledi, diye bir teselli bulabilirim belki…
            Soğuktan çok tezin, bedenime ve zihnime etkisi daha fazla. Son on gündür söyleneni algılamamda gecikme yaşamakta ve bir nesneyi sanki “her zamanki yerine” koyuyormuşum gibi davranışlar göstermekteyim. Daha geçen hafta saklama kabına yerleştirdiğim maydanozları buzdolabının üstüne koydum. Evet, dolabın en üstüne… Sözde “annem bunları dışarıda unutmuş” diyerekten hayırlı bir işe vesile olmak istedim. Ertesi gün annem ararken bulmuş. Daha dün meyve tabağını önüme alıp bir meyveyi soydum ve evdekilere tek tek “yer misin” diye sordum. O an arkası bana dönük olan kardeşim “ne o” diye sordu. Düşünmeye başladım, 10 saniye kadar sonra babam cevapladı “greyfurt”!
            Bu hayırlı gecede, havaların, klavyede parmaklarım donmayacak; ama bir o kadar da içimde sokaklarda gezme isteği uyandırmayacak kadar ısınmasını istiyor; aklımın ve fikrimin yerine gelmesini istiyorum.